Âşık Mahirî Dede

Mehmet Mahir Özkolaçık Dede (1887-1952)

Âşık Mahirî Dede, 1887-1952 yılları arasında yaşamış Bektaşi âşıklarından ve Koluaçık Hacım Sultan Ocağı dedelerindendir. 1887 yılında Malatya’nın Karaca köyünde dünyaya gelmiş; ilk tahsilini aynı ocağın dedelerinden olan amcazadesi Şehit Hüseyin Efendi’den görmüş, daha sonra genç yaşta Hacı Bektaş Veli Dergâhına gidip Ahmet Cemalettin Çelebi’nin tedrisatından geçmiş ve 30 yıl postta oturarak dedelik yapmıştır.

Asıl adı Mehmet Özkolaçık olmasına rağmen Hacı Bektaş Veli Dergâhının resmi son seccadenişini Veliyüddin Çelebi tarafından verilen Mahirî mahlasıyla tanınmaktadır. Cemlerde ve Bektaşi meclislerinde okunan çok sayıda deyişi bulunan Mehmet Mahir Dede, yörede Bektaşiliğin yaşayabilmesi için vakf-ı vücut eylemiş; maldan-mülkten geçip yola hizmet etmiştir. Deyişlerinin bir kısmı, torunlarından İsmail Özmen tarafından Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisinde (5. cilt) yayımlanmıştır.

Yörede yaygın bir şöhreti bulunan Mahirî Dede, döneminin önde gelen Alevi yazar ve düşünürleriyle irtibatta olmuştur. Yazar Ziya Şakir ile uzun muhabbetleri olmuş, bu nedenle Ziya Şakir tarafından Mahirî Dede’ye bir Hz. Ali tasviri hediye edilmiştir. Ayrıca, Halil Öztoprak ile uzun yıllar dostluğu devam etmiş, beraber Kur’an tefsiri üzerine çalışmaları olmuştur.

Ziya Şakir (Soku)’nun M.Mahir Dedeye Hediyesi (Hz. Ali Tasviri)

1952 yılında Hacı Bektaş Veli Dergâhı çelebilerinden Hasan Rıza Hulki Ulusoy ile yöredeki Alevi ve Bektaşi köylerine ziyarette bulunmak üzere yola çıkar. Ancak, yorgunluk ve ağır kış şartlarından dolayı hasta düşer. Zira, her ziyaret edilen köyde meydan açmakta; dinlenemeden bir başka köye yola çıkmaktadır. En son uğradığı Başören köyünde (Hekimhan/Malatya) hastalığı ilerlemiş ve hakka yürüyeceğini anlayıp bu köydeki taliplerinin yardımıyla kendi köyüne dönmüştür. Köyüne döndükten kısa bir süre sonra, 11 Şubat 1952 tarihinde, hakka yürümüştür. Köyün girişinde hâkim bir tepeye sırlanmıştır.

Mahirî Dede’nin hakka yürüdüğünün haberini alan Hasan Hulki Rıza Ulusoy, üzüntüsünü dile getirmiş ve kabir şahidesine yazdırılmak üzere aşağıdaki manzumeyi göndermiştir.


Hacımsultanzade Mehmet Mahir Efendi

Aslı hanedandır, hem nesli tahir
Tarikat müftüsü idi, Mehmedi Mahir
Her ihvandan ümidim bir duadır
Bugün bana ise yarın sanadır

Pir-i tarikata eyledi otuz sene hizmet
Hacı Bektaş Veli eyler ruhuna himmet
Mehmedi Mahir eyledi vefat
Hasan Hulkî diler Muhammed’den şefaat

Ayrıca, günümüz Alevi ve Bektaşi müziğini icra eden ve bu geleneği ustaca yaşatan sanatçılardan İhsan Güvercin’in babası Derviş Ali Güvercin tarafından da mürşidi için “İsmi Mehmet’tir mahlası Mahir / Nesli Hacım Sultan hem nesli tahir” mısralarıyla başlayan yedi kıtalık bir ağıt yakılmıştır.

Mahirî Dede’nin deyişlerinden örnekler:

-1-

Diz çökmüş oturur Zülfikar elinde
Ben şahımı gördüm şükür gaziler
Daim zikrederim vasfını dilde
Ben şahımı gördüm şükür gaziler

Hasan’ın Hüseyn’in budur atası
Zeynelabidin’in büyük ceddesi
Hakikatte müminlerin Huda’sı
Ben şahımı gördüm şükür gaziler

Muhammet Bakır’dan Cafer-i Sadık
Kazım, Rıza’nın nurunda aydık
Taki’nin lütfuyla Naki’ye erdik
Seyyid Hüseyin’den geldim gaziler

Hasanü’l-Askeri’yi biz ulu bildik
Muhammet Mehdi’den ruhsat aldık
Battal Gazi’yle çok küffar kırdık
O cihatta birlikte idim gaziler

Gâhi sultan olduk gâhi kul olduk
Gâhi bülbül olduk gâhi gül olduk
Gâhi nihan olduk gâhi var olduk
Nice nice devran kıldık gaziler

Nişabur şehrinde mevcut bulunduk
Mürşidimle birlikte mektebe vardık
Lokman Perende’den ilim öğrendik
Hod be hod cemalini gördük gaziler

Atalar belinden madare geçtik
Ham ile hası eledik seçtik
Güvercin şeklinde semada uçtuk
Yürümez her can bilmez gaziler

Hakkın emri ile teşrif kıldık
Rum diyarına irşada geldik
Sulucakarahöyük’te ikamet kıldık
Ceset bir baş iki olduk gaziler

Urum erleri cem olup geldi
Ali’nin Veli’nin fermanını gördü
Biat alsın diye pir emir verdi
Cümlesine rehber oldum gaziler

O demde cümlenin nasibini verdi
Her birini bir diyara rehber gönderdi
Kendime nusret kılıncını verdi
Tekbir edip beline taktı gaziler

İsmim Hacım iken Koluaçık urdu
Ehli irfan olan fark etti bildi
Kendimi zatına refik kıldı
Üstadımla bâr kardım gaziler

Bin üç yüz üç Erguvan’dan eyledim zuhur
İsmim dillerde zikr olur Mehmet Mahir
Me’budum mürşidim bir ırk-ı tâhir
Kalu bela emrindeyim gaziler

-2-

Köşede oturup bıyık kıvırdın
Tavşan eti helal diye buyurdun
Cehaletin cümle âleme duyurdun
Bu zulme avallık isnattır yahu

Kelbe rakip olup tazı gezdirdin
Çekip ırakıyı gözün süzdürdün
Nice müminleri yoldan azdırdın
Uyanık canlara kasıttır yahu

Bir ismin Ali’dir, bir ismin Abbas
Yazılmış kalbine hannası vasvas
Şimdi şöhret buldun hocadan miras
Eski sinler sana şöhrettir yahu

Sakalı yoldurup bıyık kestirdin
Hünkâr ismi olanları susturdun
“Fak buluğu” “fak tüluğdur” yazdırdın
Bu size büyük bir mesnettir yahu

Bu kul Mahirî’nin geldi coşuna
Ulu sevda tacın urdu başına
Pir şaha bend olmuş elde işi ne
Âdem kim, insan kim ispattır yahu
 

Kaynak: Cumhur ÖZKOLAÇIK, “Koluaçık Hacım Sultan Ocağı” (Dört Kapı Yayınevi), İstanbul, 2024

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir