Kul Himmet Üstadım

KUL HİMMET ÜSTADIM

Kul Himmet Üstadım, XVIII. Yüzyılın ikinci yarısında XIX. Yüzyılın başlarında yaşamıştır. Asıl ismi İbrahim’dir. Miladi 1779 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Yalıncak Sultan ocağına mensup olup, Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Örenik köyündendir. Ailenin ismine “Öksüzoğulları” denmektedir. Alevi-Bektaşi Hakk aşıklarından olan Kul Himmet  Üstadım ile XVI.Yüzyılda Tokat’ın Almus ilçesinin Görümlü köyünde yaşayan Kul Himmet ile farklı kişilerdir. [1]1949 yılında 60 yaşlarında olan Veli Erol, Kul Himmet Üstadım’ın bir hayli şiirini mecmua haline getiren babasından şunları nakletmişti: “Aşık senden sonra yerini kimse tutacak kimse yetişmedi” demişler. O da “Merak etmeyin, ben ölünce bir kız doğacak, benim adımla nefesler söyleyecek” karşılığını vermiş. Veli Erol “Hakikaten, diyor; İmranlı’nın Söğütlü köyünde Hacik Kız (Hatice) adında bir şair yetişip, Kul Himmet Üstadım adıyla nefesler söylemiş. Buradan anlaşıldığı üzere tarihsel süreçte ikinci bir “Kul Himmet Üstadım” olması önemlidir.

Kul Himmet Üstadım’ın şiirlerinde  XVIII. Yüzyılda Yalıncak Sultan Dergahı postnişini Ahmet Dede ve Hacı Bektaş Veli Dergahı postnişini Feyzullah Çelebi’nin de isimleri geçmektedir. XVIII. Yüzyılda tekkelerin başlarında kimlerin bulunduğunu beyan etmesi bakımından önem arz etmektedir.

 

Kul Himmet Üstadım’ın Hızır’dan Dolu İçmesi

[2] Aşık İbrahim bir gün, birkaç arkadaşıyla şehre gitmek üzere yola çıkar. Yan yolda eşeğinin ayağı bir çukara girip kırılır. Elbirliği ile tedavi etmeğe çalışırlarsa da muvaffak olamazlar. Arkadaşları tekrar yola koyulurlar. Fakat İbrahim eşeğinin başından ayrılmaz. Az sonra yolun öbür ucundan hırpani kılıklı bir ihtiyar çıkagelir. Aşığa niçin beklediğini sorar. O da başından geçenleri anlatır. İhtiyar kollarını sıvayıp, eşeği derhal tedavi eder. Arkasından gözle kaş arasında kaybolur. İbrahim arkadaşlarının peşinden yetişip olayı hikaye edince “Ulan Abdal, derler; o adam Hızır’mış. Neden yakasını tutmadın?” İbrahim ne bilsin? Hayatında birkaç kere Hızır’a rastlamadı ki. Döğünür durur ama ne fayda. Aradan yıllar geçer. Yine bir gün bostanda otururken pejmürde kılıklı, her yanı kan, irin içinde bir adam çıka gelir. Yüreğinin yanık olduğunu, bir karpuz kesip yerse ferahlayacağını söyler. İbrahim oturduğu yerden hemen kalkar, altındaki minderi kan, irin içinde ihtiyara uzatır, adam: “Oğlum nu haimden iğrenmeden minderi nasıl veriyorsun, kirlenmez mi?” derse de; İbrahim: “Ne olacak sanki varsın kirlensin; yur, temizler yine arıtırım” karşılığını verir ve ilave eder: “Ey Tanrı misafiri, her emrin baş üstüne ama karpuzların olmasına daha çok var. Nasıl keseyim?” O aldırmaz “Yok yok, der; onlar olmuştur kesmeğe bak,” İbrahim çaresiz bir tane koparıp keser. Bir de ne görsün? İçi kan gibi kırmızı değil mi? Bu işte bir fevkaladelik olduğunu anlamakta gecikmez. Misafirin karşısına dikilip: “Sen der; eşeğimin ayağını iyi eden adam değil misin?” Gülümseyen ihtiyar cevap verir: “İyi tanıdın evet ben o adamım.” Bir anda kan ve irinden eser kalmaz. Onun yerine tertermiz, nurani bir yüzlü bir ihtiyar tecessüm eder. Oturup saatlerce konuşurlar. İbrahim işte burada, Hızır’ın elinden geleneksel doluyu içer.

 

Kul Himmet Üstadım’ın eserlerinde Duaz-ı İmam

[3]Benim günahım çok senin katında

Allah bir Muhammed Ali el’aman

Sen keren-kanısın zahir batında

Allah bir Muhammed Ali el’aman

 

Fatıma Hatice Zehra’da bile

Bir dilek dilersen Hasan’dan dile

Şah Hüseyin ile girdik bu yola

Allah bir Muhammed Ali el’aman

 

Zeynel Bakır Cafer üçü bir katar

Kazım Musa Rıza gözümde tüter

Deryaya gark olan ummana batar

Allah bir Muhammed Ali el’aman

 

Taki Naki Şah Askeri düşümüz

Yine arttı cümbüşümüz coşumuz

Mehdi Dedem Hak Resul’dur başımız

Allah bir Muhammed Ali el’aman

 

Derdimin dermanı Sultan Yalıncak

Bağlayıp da bir ikrara kalıncak

Şefaat umarım senden ölüncek

Allah bir Muhammed Ali el’aman

 

Ciğerciğim kebap gibi çevrilir

Döne döne aşk oduna kavrulur

Gönlümün evinde harman savrulur

Allah bir Muhammed Ali el’aman

 

Kul Himmet Üstadım on iki katar

Oniki dükkanda metahın satar

Tutiler kumrular kafeste öter

Allah bir Muhammed Ali el’aman

Mürüvvetname

[4]Hak’tan bir sevdadır geldi serime
Mustafa Murtaza Hayder aşkına
Yalvarırım Hacı Bektaş pîrime
Mustafa Murtaza Hayder aşkına

Fatma Ana hayalini sezerim
Şehriban Ana’da kaldı nazarım
Ali Ali diye ağlar gezerim
Mustafa Murtaza Hayder aşkına

Muhammed Ali’dir ser çeşme gözü
Hasan’la Hüseyin kabul et bizi
Zeynel Bâkır ile sürelim izi
Mustafa Murtaza Hayder aşkına

İmam Câfer Kâzım Musa-yı Rıza
Bizi dergâhından eyleme cüda
Takî ile Nakî imdat et bize
Mustafa Murtaza Hayder aşkına

Hasan Askerî’nin bütündür ahdi
Mağaradan gelen Muhammet Mehdi
Nice âşıkları aşkına yaktı
Mustafa Murtaza Hayder aşkına

Hakikat evinde iman eylerim
Eriş Şah-ı Merdan dilek dilerim
Bu sinemi aşk oduyla delerim
Mustafa Murtaza Hayder aşkına

Kul Himmet Üstadım kaynadı coştu

Hızır Nebi Hızır İlyas ulaştı

Üç güzel sevdası serime düştü

Mustafa Murtaza Haydar aşkına

 

Şiirlerinden Diğer Bir Örnek

[5]Muhammed Ali’ye ma’lum her işler

Sevenler mihmanı Ali’yi sever

Gelin böyle gafil durman kardaşlar

Sevenler mihmanı Ali’yi sever

 

Mü’minimiz mürşidimiz Ali’dir

Gittiğimiz erenlerin yoludur

Özünü bilenler mihman Ali’dir

Sevenler mihmanı Ali’yi sever

 

Aşık ile maşuk anda hal olur

Mihman gelir her muhabbet bol olur

Kıl köprüsü sana cadde yol olur

Sevenler mihmanı Ali’yi sever

 

Muhammed miraçta hemde vezirdir

Şahı Merdan üstümüzde hazırdır

Mihman ile gelen Sultan Hızır’dır

Sevenler mihmanı Ali’yi sever

 

Kul Himmet Üstadım ey Şah-ı Merdan

Sevdası serimden ayrılmaz her dem

Biz de böyle gördük üstaddan pirden

Sevenler mihmanı Ali’yi sever

 

Yalıncak Sultan Ocağı Evladı:

Eray Karayiğit

 

[1] İbrahim Aslanoğlu, Kul Himmet Üstadım, s.10

[2] İbrahim Aslanoğlu, Kul Himmet Üstadım, s.13

[3] İbrahim Aslanoğlu, Kul Himmet Üstadım, s.80

[4] Aslanoğlu, İbrahim (1976). Kul Himmet Üstadım. Sivas: Emek Matbaası. 23-24.

[5] İbrahim Aslanoğlu, Kul Himmet Üstadım, s.99

1 Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir